Ekşikara Dut Kültürel Miras

Ekşikara dut kültürel mirasımızdır

 Türkiye’nin mükemmel bir dut potansiyeli var. Tunceli, Konya Akşehir, Erzincan Eğin, Şebinkarahisar, Yozgat’ta cumhuriyet öncesinden kalma kapama dut bahçeleri mevcut. Dutun son yüzyılda kapama bahçeleri kurulmamış, ekonomik yetiştiriciliği yapılmamış, diğer meyve türlerine nazaran yetim kalmıştır.

Ekşikara dut (Morus nigra)  saray meyvesidir. Olgun meyveleri aroma ve tadı ile eşsizdir. Kurusu yine ekşi tadı ile mükemmeldir. Ahu dutu ve böğürtlen dondurularak büyük marketlerde tüm dünyada satılmaktadır. Malesef ekşikara üretimi olmadığı için ne tazesi ne kurusu nede dondurulmuş meyvesi marketlerde görülmektedir. 

Ağaçları süs bitkisi olarak oldukça çekicidir. 

Ekşikara dut aynı zamanda tıbbi aromatik bitki grubundandır. Tarım Bakanlığının “Çiftlik faaliyetlerinin çeşitlendirilmesi ve geliştirilmesi alt tedbirleri kapsamında” yetiştirilmesini önerdiği ve desteklerle teşvik ettiği bir mevye türüdür.  Anadolu’da görüştüğümüz her insan  “bunu meyve niyetine yeme ilaç niyetine yedemiştir. Meyveleri yüzlerce yıldır başta ağız yaraları olmak üzere bir çok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Ekşikara dutu bilen, meyvelerini yemiş insanların bu ağaca ve meyvelerine büyük saygı ve sevgi beslediği görülmüştür. Karadutun sağlık açısından faydalarını gösteren bir çok bilimsel çalışma mevcuttur. 

Ekşikara kültürel miras niteliğindeki bitkilerimizin belki de başında gelir.  Osmanlı bahçelerindeki kaysılar, elmalar, erikler kurumuş kaybolmuş ama geriye taş evlerle beraber bundan sonra koruyabileceğimiz sadece ekşikara ve beyaz dut ağaçları kalmıştır. Kimi ağaçların tarihi Romalı’lara kadar götürülmektedir. Tarihi binalarımızı koruduğumuz gibi bu tarihi ekşikara dut ağaçlarımızı ve bitki kültürümüzü korumamız gerektiğine inanıyoruz.

 LifosBio dut ıslahı lakin özellikle ekşikara dut (Morus nigra) ıslahı üzerine çalışır. LifosBio ekibi ekşikara dutu seri olarak doku kültürü ile çoğaltmaktadır. Ekibimiz ülkemizde ve dünyada kültürel mirasımız ekşikara duta sahip çıkıp, tekrar canlandırmak için çalışmaktadır. 

Dutun birçok türü olup en beğenileni Morus nigra,  ekşikara duttur.
Latincesi siyah dut anlamına gelir ama meyveleri siyah olan tek dut değildir. Bu türe siya dut denilmesinin nedeni tomurcuklarının siyah olmasıdır. Anadolu’da Morus alba türünün de siyah meyveli olanı da yaygındır. Bunlara beyazın siyahı denir.  
Ekşi karadutun yörelere göre değişen farklı isimleri vardır. Kayseri de “eşgari”, Tokat ve Amasya civarında Ekşare veya “Eksiare” dir. “Urum dutu”, “Rum dutu”, “Şaraplık dut”, “Şurupluk dut” ise diğer isimleridir. 
Cumhuriye’te kadar Anadolu’da Rumlar genelde ekşi karadutu  yetiştirdikleri için bir çok şehirde “Rum dutu” olarak anılır.
Meyveleri yeme olumunda oldukça tatlı iken kurutulduğunda ekşi olur. Bu nedenle ekşi kara dut denir.
Anavatanı tam olarak bilinmemektedir. İran/Anadolu veya Çin diyen kayıtlar mevcuttur.  Anadolu’da Romalılar zamanında yayıldığı düşünülmektedir. İran ve Anadolu’da ipek yolu ticaretinden önce ekşi karadut ağaçlarının olduğu Antik Yunan kayıtlarından bilinmektedir. 
Türkiye’nin ekşi karadutun ikincil gen kaynağı olduğu düşünülmektedir.  LifosBio‘nun çalışma konularından biride ekşi karadutun anavatanı ve göç hikayesini belirlemektir. 
Son yüzyıldaki binalaşmadan önce bahçelerde bir yada iki ekşi karadut ağacının olması ailenin köklü ve sayılır olduğunu gösterirmiş.
Evliyaların tekke ve türbelerinde ekşi karadut yetiştirilirmiş. Türbelerde bulunan ağaçların yaşı genelde o türbenin varlığına vesile olmuş evliyanın yaşadığı döneme dayandırılmaktadır. Biz 7 türbede bu ağaçları ziyaret ederek fotoğrafladık:
Erzincan Kemaliye Hıdır Abdal Sultan Türbesi’nde 700-800 yaşında olduğuna inanılan siyah ve beyaz (Morus alba) dutlar mevcut.
Aynı şekilde genelde 13. asırda dikildiği varsayılan ekşi karadut ağaçları, Adıyaman Karadut köyü Seyyid Mustafa Baba, Amasya Nurettin Alpaslan, Eskişehir Şeyh Sücaeddin-i Veli, Çorum Tekne Dede,  Nevşehir Hacıbektaşı Veli Hazretleri, Siirt Sinep Köyünde Şeyh Saad türbelerinde görülmektedir.